19 Ocak 2010 Salı

İçimi Isıtan Anlar...


Günün bana ait saatlerini yaşamaya başlamış ve elimde bir fincan kahve ile camın önünde durmuş dışarıda yağan karı seyrediyordum. Birkaç dakika sonra ekranıma bir mail düştüğü uyarısını duydum ve ekrana dönüp açtığımda kısacık bir mail buldum

" Sıcak tutan bir beren var mıdır? "

Gülümsedim, 'Deli' dedim içimden. Yanıtım da kısaydı " Evet "

Birkaç dakika sonra bir ikincisi düştü, otomatikman gülümseyerek baktığımı farkettim koyu renkli zarf simgesine :)

" Atkın da vardır öyleyse ??? "

Cevabım aynıydı.

Sonraki mailde " Pekkki eldiven? " diye soruyordu.

'Deliii' dedim içimden ve dışımdan da " Evet " yine.

Mailim yanıtlanmamıştı bu sefer...

İşi çıktı herhalde dedim, çocuklar oyaladı veya bağlantısı koptu. Belki de misafiri geldi veya telefonla konuşuyor.

Gidip gelip yeniledim ekranı ama gelmemişti hala beklediğim yeni yanıt. Kapadım ekranı, siyah-beyaz bir film seçtim - Casablanca - ve taktım filmi DVD ye, geçtim karşısına. Kahvemi de tazeledim tam oynat tuşuna basacaktım ki cebime bir mesaj geldi. Şimdi durmadan ikaz sesiyle rahatsız eder beni diye düşünerek ilerledim telefona, açtım mesajı.

" Aşağıdayız "

Gördüğüm mesaja o kadar şaşırdım ki bir kaç defa daha okuduktan sonra tam olarak algıladım ekrandaki yazının anlamını. Koşup baktım camdan, aşağıdan bana el sallıyan iki şeker insanı görünce bütün günüm aydınlandı. Çevirdim direk numarayı

" Gelsenize " dedim açılınca.

"Oyunbozanlık etmek yok, sen geliyorsun aşağıya atkını, bereni, eldivenini takıp" dedi gülerek. " Sıkı giyin, kara gömeceğiz seni " diyerek kapattı telefonu.

Ne ara koşup giyindim ve aşağı indim hatırlamıyorum :)) Nicedir böyle eğlenceli bir sürpriz yaşamamış olduğumu farkettim yağan karın altında yürürken.

Yüzümüzde kocaman gülümsemelerle deliler gibi yürüdük, arasıra bir şarkıyı hep birlikte söyledik, bazen de ortak bir hatıraya kahkahalar atarak güldük.

Bugün birkez daha fark ettim ki bazen sadece o anı yaşamak değil sevdiğin insanlarla da paylaşmak gerekiyor. İçinde yaşamak ve havayı birlikte solumak...

Minik dokunuşlarla, küçücük sürprizlerle renk katabiliriz birbirimizin o anlarına, yeter ki buna isteyerek dahil olalım ve paylaşabilmenin tadına varalım...

Paylaşmak demişkenbu da keyif vermesi dileğiyle benden sizlere gelsin :)







.............(Görseller alıntıdır)..........

6 yorum:

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

karda oynamak kadar zevkli bir şey hatırlamıyorum. benim karla ilgili en güzel anım arkadaşlarımla beraber işeyerek yazdığımız adımızdı :)

bucera dedi ki...

Bayıldım yazıya ....
2005-2006 kışında tüm poliklinik çalışanları öğlen S.Ahmet meydanında kartopu savaşı yapmıştık:Kimsecikler yoktu ortalık bembeyazdı tarihi çeşme ağaçlar tam bir masal diyarı gibi.Kimsecikler yoktu zannediyorduk bir fotoğrafcı varmış resmimizi çekmiş.Harika fotoyu bir derginin kapağında görünce çok şaşırmış ve sevinmiştik.
Sanırım mutluluğun fotoğrafını çekmek istemişti :)

beenmaya dedi ki...

karda oynamayı sevmem ama öyle güzel anlatmışsın ki canım çekti resmen :)))

ve evet haklısın sevdiklerinle anları paylaşmak çok daha fazla değer katıyor öyle değil mi...

Sokak Kedisi dedi ki...

Sürüden ayrılan koyun;
Gerçekten ilginç bir anı...

Bucera;
Bir mutluluk fotoğrafına özne olabilmek; ne hoş bir ayrıntı. Bayıldım...

Beenmaya;
Eve ıslak, üşümüş fakat mutlu dönmek: Paha biçilemez :)))

Sevgiler...

Eliza Doolittle dedi ki...

Harika surpriz, harika anlatim :)

Sokak Kedisi dedi ki...

Elize Doolittle;

Seni görmek de hoş bir sürpriz oldu bana, teşekkürler :)))

Free Counter