23 Ekim 2009 Cuma

Söyle bakıyım kimsin sen ?


Birkaç gündür takip ettiğim paylaşım platformlarında kişilerin kimlikleriyle ilgili bir tartışmadır sürüp gidiyor.

Gerçek isimleriyle paylaşımda bulunmayan kimlikler sürekli eleştirilip isimleriyle hayat bulmaları konusunda dürtülüyorlar.

Uzaktan uzağa seyreylediğim bu hal komik gelmeye başladı bana iyiden iyiye. Sanal ortamda değil de sanki apartmanımıza taşınmış komşu edasıyla birbirimizi irdeliyor olmamız garip değil mi gerçekten?

Profilime yazsam mesela bir isim soy isim daha mı gerçek olacağım sizlerin huzurunda? Benimle ilgili tüm bilinmeyenler aydınlanacak mı bir anda akıllarınızda? Sanal değil birey mi olacağım sizler için iki özel isim ekleyince ana sayfama?

Ya da şöyle bakalım izin verirseniz bir kez de konuya;

Alt kattaki komşunuz “bilmemkim hanım” hakkında benden daha mı çok bilgiye sahipsiniz acaba? Adını biliyorsunuz, yaşını tahmin ediyorsunuz, çocuklarını tanıyorsunuz, saç rengi, göz rengi, boyunu hep görebiliyorsunuz diye yüreği daha mı açık size? Kapı arasında herhangi bir konuda ne düşündüğünü paylaşabiliyor mu sizlerle bir sabah birkaç dakika içinde? Ya da sizi hiç tanımıyor olsaydı verdiğiniz selamı bu kadar tereddütsüz alıp kabul eder miydi acaba? Kapısını çarpmaz mıydı yüzünüze?

İsmini, telefonunu, evini, hayatını bildiğim ama içlerinde barındırdıkları ve genelde paylaşmaktan uzak durdukları fikirlerini gördükçe şaşkınlıktan kalakaldığım o kadar çok insan var ki esas sanallık onların yaptığı bana göre.

Gerçek hayatınızda tanıdığınızı düşündüğünüz insanları bu kadar kolay yargılamanız mümkün müydü peki? Hiç sanmıyorum.

Sanalda olmamız, isimlerimizin üstüne birer çizgi çekmiş olmamız tüm varlığımızla sanal olduğumuz anlamına gelmiyor ki; bilakis bu şekilde belki de daha dürüst ve daha samimi olabiliyoruz birbirimize karşı. Böylesi en iyisi belki de, adını bildiğim zaman kendini gizleyecekse karşımdaki insan benden; bilmemeyi tercih ederim zaten.

10 yorum:

Dolunay dedi ki...

haklısın arkadasım.

Değil. dedi ki...

“Birkaç gündür takip ettiğim paylaşım platformlarında kişilerin kimlikleriyle ilgili bir tartışmadır sürüp gidiyor.”

Bu yeni bir şey değil. Sadece kimin ne zaman karşılaşacağı belli olmayan, bir deli saçması gibi ortalıkta dolanan, uzun zamandır da var olan bir durum. Sadece siz yeni karşılaşmış olabilirsiniz. Aslında gerçeği bu sayede söyleyebiliyorsa bu durum için iyi bile diyebilirim (bence).

Hem nesi sanal anlamıyorum bu da bir telefon, mektup, sms gibi bir iletişim aracı en az onlar kadar da gerçek. Sonuçta bu yazıları bir robot yazmadığına göre nesi sanal?

Sokak Kedisi dedi ki...

Dolunay; teşekkür ederim hem ziyaretin hem de katılımın için...

Değil.; Tamamen aynı fikirde olduğumuzu görüyorum. Hoş fikirlerimiz uyuşmasaydı bile fikrini paylaşmış olman dahi değer katardı mutlaka. Hoşgeldin, teşekkür ederim katılımın için.

Haykırış dedi ki...

"adını bildiğim zaman kendini gizleyecekse karşımdaki insan benden; bilmemeyi tercih ederim zaten."
Sözün özü işte bu. Bu kadar açık ve net yazılır tebrik ediyorum kardeşim.
Biliyorum ki bu sayfayı yazan ve yorumlayanların birer insan olduğudur, fazlası zaten gerekmiyor amaç bilgi paylaşımı değil mi? İsmimi yazsam farklı mı olacak cümlelerim, hayır o halde bu istek neden anlayamıyorum. Sevgiden ve saygıdan ödün verilmediği müddetçe biz böyle rahat ve huzurluyuz.
Sevgi ve saygılar.

Emine dedi ki...

tebrik ediyorum arkadaşım, insan insan olmadıktan sonra sanalı, yalanı farketmez... Dürüstük önemlidir....

E.köksal

öküz dedi ki...

internetin pek çok durumda, gündelik hayattan daha "gerçek" bir mecra olduğuna inanıyorum. "sanal" yakıştırması, örümcek kafalı gezetecilerin/dergicilerin dayatmasından/saçmalığından başka birşey değil bence.

kimlik hususuna gelirsek.. ali-veli istiyor diye ne diye paylaşayım kimliğimi burada? amaç boyuboyumahuyuhuyuma.com gibi bir şey değil ki; içimizi döküyoruz bloglara. paylaş diyor içimdeki ses, anlat...

ne yapacaksınız kim olduğumu? Tamam, özel bir çabam/gayretim de yok kimliğimi saklamak hususunda. ama.... sizden farklı amaçlarla blog yazan insanları eleştirmek ne haddinize?

illa gerekiyorsa, yaratın işte kafanızda bir öküz. kimi kızıl saçlı olsun, şöyle Havuç'un 15 yaş serpilmişinden.. kimi kirli sakallı kenan imirzalıoğlu.. dilerseniz kahtalı mıçı kılığına dahi sokabilirsiniz beni. zira ne kadar uzaklaşırsanız, o kadar eğleneceğim ben:)

Sokak Kedisi dedi ki...

Haykırış; Çok teşekkür ederim, katılımınız çok anlamlı.

Emine; hoşgeldin :) Aynı şeyi düşünüyoruz arkadaşım...

Öküz; profil fotoğrafın yeterli benim için :)))) Fonun mavi olması ayrıca yakışmış tabii :)

Özellikle saklanmıyoruz elbette, yeri gelir bir fotoğrafımı da koyarım ama sadece yeri geldi diye...

Gerçek hayattaki kimliğimi bilen dostlardan şu an sadece 5 tanesi bu blogun da sahibi olduğumu biliyor. Üstelik içlerinden sadece 2 tanesi izliyor ve düzenli yorum bırakıyor.

Bence bu bile asıl olanın "kim olduğumuz" değil; "ne dediğimiz" olduğuna bir işarettir.

Sevgiler hepinize

bulut dedi ki...

Sonuna kadar hak verdiğim yazılarından biri daha... Ben, hiçbir zaman sanal diye nitelendirmediğim bu ortamda öyle 'gerçek' insanlar tanıdım ki, etrafımdaki gerçek olduklarını iddia edenlerle mukayese bile kabul etmez. Belki de insan yüreğini açabildiği kadar gerçektir. Belki de gerçek elle tutulamayacak kadar soyuttur...

aysema dedi ki...

Burada önemli olan yazdıklarımız değil mi zaten. Duygularımızı, düşüncelerimizi, yaşananlara bakışımızı sergiliyoruz. Hem de karşılık beklemeden. Kendimizin patronuyuz, bu da bizi bağımsız yapıyor.

Adımız Ayşe olmuş, Ahmet olmuş ne farkeder ki...

Yazdıklarınıza tümüyle katılıyorum. Kutlarım...

Diğer yazılarınızı da beğendim.

Sokak Kedisi dedi ki...

Bulut; "yaratılmaya çalışılan kimlik" sanki esas kimlikmiş gibi yamanmaya çalışıldıkca soyutluğuna daha çok inanıyorum ben de...

Aysema; Bağımsızlık ne kadar önemli değil mi? Kendimiz olarak kalabilmenin ilk koşulu bu gerçekten de.

Teşekkür ederim destekleriniz için...

Free Counter