26 Ekim 2009 Pazartesi

Lütfen ISIR beni, lütfen...

Geçen gün bir arkadaşım bana "kadınlar gerçekten en çok ne isterler ki?" diye sordu. Fizik mi? Duygu mu? Bağlılık mı? Para mı? Sıraladığı seçenekler düşündürdü beni; gerçekten neydi bizi mutlu edecek formül diye biraz kurcaladım olayı. Son 20 yıl içinde en iyi satan erkeklere bir göz attım ve aşağıdaki durum çıktı ortaya...

Çocukluğuma giderek başladım işe tabii ki :) Ne tuhaftır ki çocukluk yıllarımda "Erkek" dendiği zaman ilk aklıma gelen erkek Vincent oluyordu


Kadınların erkeklere dair tüm bilinmeyenleri çözdükten sonra “Aaa bu kadar mıydı macera?” diye şaşırıp hayatın anlamı bu olmamalıydı diye dövündükleri günlerin başlarındaydı sanırım ekranlarda boy göstermeye başladı benim yakışıklı Vincent’im.

Güzel ve Çirkin ile birlikte karanlıkta bütün kediler gridir edebiyatı ivme kazanmaya başlamıştı ( aslında Quasimodo bu anlamda ilk altı beslenen çirkin olsa bile kadınların çoğu “Yok be güzelim, çirkinin de bir katlanılabiliri vardır” dercesine pek de üstüne oynamamışlardır )


Vincent ve benzeri adamların sosyal statüye zarar verecek düzeydeki yalnızlıklarından bunalan kadınlar için daha sosyal erkekler ihtiyaç haline gelmeye başladı bu dönemden hemen sonra.

Romantik yazarlar hemen kalemleri kuşanıp kadının istediği Mükemmel erkek tipini yaratmaya soyunmuş ama bu sırada yarattıkları erkeklere yükledikleri sorumlulukları biraz abartmışlardı.


Ve neticede erkek kısmısı bu role daha fazla dayanamayacağını fark edip “ Yeter ya, ben de etten kemikten yaratılmış bir zavallıyım, benden bu kadarını beklemeyin artık” çığlıkları atarak sahneyi terk etmişti ne yazık ki. Çünkü romantik yazar baktığı tüm erkekleri güzel gözlü, güzel sesli, güzel vücutlu, güzel öpüşlü, mükemmel yaratacak kadar kördü.

Ve bu durum; boylu, poslu, kaslı, yakışıklı, gürül gürül sesli adamın yerini Mr. Muscle Erkeği'nin almasına kadar da uzandı...


Mr. Muscle erkeği daha sıcak, daha doğal, daha anlayışlı, daha el altında, daha kolaydı ve kadınlar bunları “Ruhu güzel adam” kriterlerinin baş etkenlerinden saydığı için bir anda ortalık kadın kişiliği altında eriyebilen sığıntı kimliğine bürünmüş Erkekcik’lere kalıverdi. Bu erkeklerle eğlenmek kolaydı, çünkü ortaya malzeme olarak kendilerini bile koyabiliyorlardı. Bu erkeklerle hayat kolaydı çünkü sen emret onlar yerine getiriyorlardı. İki güzel söz duymak iste binlercesini ardı ardına sıralayabiliyorlardı.

Bir süre sonra bu da sıkıverdi. Şahsiyetsiz gelmeye başladı bu erkekler çünkü nihayet hayata dahil olup sahneden rakiplerini indirebilmiş saymaya başlamışlardı kendilerini. Kadınlanmış olmaları ile birlikte kendilerini bir şey zannedip, kapasitesizliklerinden sıyrıldıklarını sanıp gördükleri her dişiye atlar hale gelmiş yani fazlasıyla hafifmeşrepleşmişlerdi onlar da.

Ruhları da çirkinleşince katlanılacak yerleri de kalmadı doğal olarak.

Yok, kadının istediği bu da değildi ne yazık ki.

Zamanla araya Şehirli Erkek, Western Erkek, Sporcu Erkek, Maceraperest Erkek gibi birçok tür atıldı; pek çoğu gel geç oldu tabii.

Gene düşünülmeye başlandı… Nasıl olmalı, ne olmalı diye. Romantizme konu olabilecek tüm kaynaklar tüketilmiş, erkeğin de altı üstü birey olduğu, zaafları ve korkuları olduğu, mükemmel olamayacağı deşifre edilmişti. Bir idol lazımdı hemen.

Derken ortaya soyu Drakula’ya kadar uzanan “güzel ısıran adamlar” fikri atıldı. Ve çok satmaya başladı tabii.


Bu sefer romantizmin doruğu yakalanmış, Kadın – Erkek ilişkisini gizemi tekrar yaratılmıştı. Yılların yıpratamadığı ve laneti üzerlerinde taşımaktan ezilmeyen bilakis yalnızlığı seçerek aslında kadere bu şekilde meydan okuyabilen güçlü erkeklerdi bunlar. İçlerindeki hayvanla mücadele edip gerekirse taptıkları kadın uğruna kendi kendilerini yok etmeyi seçebilecek kadar asalet yüklendi onların da boynuna. Sevdiklerini canı pahasına koruyacak, düşmanlarına hiç acımayacak, aşk uğruna kendi özüyle mücadele edebilecek kadar güçlü ve aşık olabilecek, hiç ölmeyecek ve üstelik sabaha kadar uyanık kalabilecek :)) hepsinin üstüne de birkaç sivri dişin dışında oldukça yakışıklı erkeklerdi bunlar.




Gün onların günüydü. Kadınların pek çoğu istediğini bulmuştu nihayet.

Reytingi yüksek dizilerin, yok satan kitapların güzel ısıran adamları yerleşti günümüz kadınının yüreğine.

Ve pek çoğunun düşünde aynı cümle: Lütfen ısır beni…

6 yorum:

Dolunay dedi ki...

:) ne guzel özetlemıssın erkeklerı

VodviL dedi ki...

yani bir tane düzgün adam yok anasını satim xD hep marjinal hep marjinal

Haykırış dedi ki...

Kendime kategoride yer edinmek istedim yok hayır bulamadım çünkü yazılan hiçbir tarife girmiyorum. Hı acaba hatalımıyım, yaşlılığın verdiği anlayamama güçlüğünü mü çekiyorum diyerek tekrar okudum, sonuç olarak bir gruba giremedim.
Anlaşılıyor ki artık saf dışı olmuş bir grubun kalan bir iki.. figüranından biriyim.
Eee, zaman durmuyor, dün bu vakit bir gün öncesine tekabül ediyordu ve bugün yarına göre çok geçmiş olacak ve belki hatırlanmayacak bile.
Yaşam çok hızlı..
Sevgi ve saygılar

Sokak Kedisi dedi ki...

Sayın Haykırış; kendinizi bulamamanız çok normal bu yazıda. Eşleri tarafından her halleriyle kabul edilip sevilmiş ve bir ömür adanılası eşlerden hiç bahsetmedim çünkü.
Sevgiler

Dolunay; miniminnacık bir özetcik belki de :)))

Vodvil; Aslında düzgün çok ama meraklısı az belki de :))))

Teşekkürler katılımınız için...

bulut dedi ki...

Çok eğlenceli bir yazı olmuş :) Ben de Haykırış gibi bu kategorilerde bir yer aradım kendime, bulamadım. Galiba 'ısıran erkek' ten sonraki sıra bizim :)

Sokak Kedisi dedi ki...

Bulut senin kategorin bu yazıdan daha önce yazılmıştı aslında ...

İşin sonu kötüye gidiyor; "ısıran erkek" ten sonra korkarım "Tamagotchi Erkek" moda olacak :(

İstendiği gibi yaratılıp can isterse 3-5 tane birden bile beslenebilecek ne yazık ki.

Çok fena :(

Free Counter