6 Mart 2012 Salı

Alejandro Amenábar / AGORA ( 2009 )



Agora, Mısır tarihinde çok önemli bir devrin, Paganizm'den Hristiyanlığa geçiş sırasındaki sancıların ekrana düşen hali olmuş bir anlamda.



İskenderiyeli kadın filezof Hypatia'nın, tüm dini direnişlerin ayyuka çıktığı bir devirde, ısrarla bilim üstünde durarak, her türlü inanışı bunun dışında tutan duruşuyla ölüme doğru koşmasının hikayesi de diyebiliriz filmin akışı için.





M.Ö. 382 yılında Makedonyalı İskender tarafından kurulup 391 yılında İmparator I.Theodosius tarafından yıktırılan İskenderiye Kütüphanesi'nin, yağmalanarak yerle bir edilişinin hikayesi de planlar arasında elbette.







İskenderiye halkının Pagan inanışlı ileri gelenleri, diğer inançlara da saygı göstererek, Yahudiliğin karşısında durmuyor. Ardından gelen yeni bir dalga ile İskenderiye topraklarında bu sefer de Hristiyan inanışını yayma çabalarıyla sürekli etrafına insan toplayan bir grup oluşuyor.







Ezilenleri, eğitilmemişleri, açları, evsizleri, hastaları, çaresizleri, köleleri ve gençleri ikna etmeleri de çok kolay oluyor. Ve bu öfke, kin ve hırs dolu grup kısa bir süre içinde, Yahudilerin de desteği ile önce içinden doğduğu Pagan'ları yok ederek daha sonra da Yahudileri ve bölge ileri gelenlerini yoldan çekerek ülke yönetimini ele geçiriyor.



Zekası ve güzelliği ile herkesin büyük sevgisini toplayan ve hiçbir menfaat uğruna inandığı doğrularından vazgeçmeye razı olmayan karakteri ile kadın filezof Hypatia'da, kontrol edilemeyen bu hırsın hedefi oluyor doğal olarak. Hem aklı hem de kadınlığıyla.







Eğitimsiz ve gelişmemiş kalabalıkların, başkalarının mevki ve menfaatleri uğruna kullanıldıklarında ne büyüklükte bir tehlike olabileceğinin tarihte yazılı önemli bir kanıtı İskenderiye halkının yaşadıkları. Bilimin, düşünmeyi bilmeyenlerce, koşulsuzca cehaletin karanlığına kurban verilmesinin ne kadar kolay olduğunu izliyorsunuz hemen her sahnede. Aklın gücünün gelişmediği/geliştirilmediği hallerde, kaba kuvvetin iktidar olmasının kaçınılmaz olduğunu görüyorsunuz. Toplumların kaderinin, insanların hırslarına nasıl peşkeş çekildiğine üzülüyorsunuz.





Yönetmen İspanyol asıllı Alejandro Amenábar. The Others, Mar Adentro gibi filmleriyle tanıyorum ben. Film 2009 yapımı. IMDb sayfası da burada

Başrollerini Rachel Weisz, Max Minghella ve Oscar Isaac paylaşmış. Filmin teknik detaylarıyla ilgili altını çizmek gereken bir noktaya rastlamadım açıkcası ancak konusu ile beni oldukça fazla kucakladı diye buraya da taşımak istedim.

Filmin en aklımda kalan repliği ise "Ne zaman bu kadar çok Hristiyan oldu?" cümlesi. Hristiyanlıkla ilgili bir sıkıntım yok, yanlış anlaşılmalara mahal vermeyeyim diye belirtmek isterim. Anlatmaya çalıştığım şey; din istismarcılarının bir milletin bağrından çıkıp, yine o milleti başkalaştırabilme gücü sadece.

127 dakika geçip film bittiğinde derin bir nefes alıp "Yazık" diyor insan. Olan biteni günümüze vurdurunca da o kadar çok ortak noktaya takılıyorsunuz ki "tarih tekerrürden ibaretmiş" diyerek kafa sallamadan duramıyorsunuz...


Yıl 2012. Nereden geldiğini bir türlü anlayamadığım kalabalık bir grup insan, sırf çocukların çağdaş eğitim hakkını daha kolay gasp edebilmek için 4+4+4 diye tutturmuş gidiyor. Yazık!







2 yorum:

bir kase lezzet dedi ki...

tanıştığıma memnun oldum canım
çok hoş paylaşımlar
:))

Sokak Kedisi dedi ki...

Teşekkürler :)

Sevgiler

Free Counter