21 Mayıs 2010 Cuma

Yazıyor... Yazıyorummm...


Son yıllarda günlük programım içerisinde mevcut olan hareketliliği kontrol edemez hale geldiğimin farkındaydım aslında. Bir süredir değil dostların önemli günleri veya onlara söz verdiğim günleri aklımda tutmak, kendim için yapılacakları bile planlayıp aklımda tutmakla ilgili ciddi sıkıntı yaşamaktaydım.

Çok kalabalık olmaktan, hareketin hiç bitmemesinden, günlük rutinin bile sürekli değişken olmasından dolayı bu durumu pek önemsemiyordum. Gençlik de var ya akılda, nasılsa tutarım aklımda diye düşünüp kendime fazlaca yükleniyordum sanırım..

Herşeyi aklıma yazıp oradan kontrol etmeye çalışırken yoruluyor, unutuyor bir de hatırlamaya çalışırken "neydi...neydi yaaa... offf neydi???" diye dolana dolana uykusuz geceler geçiriyordum.

Geçtiğimiz günlerde yakın bir arkadaşımın amniyosentez yaptıracağı günün tarihini sürekli unutup, döne dolaşa kendisine "Ne zamandı? Bak hatırlat bana mutlaka" diye defalarca anı tekrar ettirince yedim fırçayı " E yaz artık bi kenara " diye :/

Durdum. Düşündüm.

O zaman farkına vardım ki artık eskisi gibi araba plakalarını ezbere bilmiyor hatta kendi aracımızın plakasının harften sonra gelen rakamlarını bile hatırlayamıyordum.

Yaklaşık 15 yıl kadar önce 100den fazla olan telefon numarası hafızamın en fazla 10la sınırlandığını da farkettim o saniye :(

Arabayı otoparka bıraktığımızda dönüp oğluma, "aklında tut annecim Mavi otopark, G5" diyor olduğum gerçeğiyle resmen tokatlandım...

İsimleri hatırlıyor, yüzleri unutuyordum. Gidilecek filmi biliyor ama seansını unutuyordum. Birkaç dakika önce okuduğum bir şeyi hatırlayamıyor tekrar geri dönüp bakmak zorunda kalıyordum.

En basit Ne zaman? sorusu bile yanıtlanamıyordu tarafımdan; geçici hafıza kaybı gibi. En son diş doktoru randevumu kaçırdığımı bile, randevu tarihinden 3 gün sonra kliniğin santralini "benim randevum ne zamandı" diye sormak için aradığımda farketmiştim :0

Eskiden ezbere bildiğim yıldönümlerini artık davet edildiğimde hatırlar, verdiğim sözlerin tarihlerinde bile sıkıntı yaşar hale gelmiştim.

Yediğim bu fırçadan sonra biraz aklım başıma geldi ve kendi kendime artık çok fazla genç olmadığımı, hafızama ve dinamizmime güvenmemem gerektiğini anlattım defalarca. İnsan hafızasının geçici bellek denilen alanın tarafımdan tıka basa doldurulduğu ve daha faydalı kullanma şansımın yok edildiğini hissettim ciddi şekilde. Kızdım kendime.

Şu çok yapmacık olduğunu düşündüğüm işi yapmanın, not tutmanın zamanı gelmişti anlaşılan artık benim için de.

Nedense birilerinin benim doğum günümü bir anımsatıcı ile hatırlamış olma ihtimali bile canımı sıkacak bir detaydır benim için. Mantığım düzdür, eğer ben önemliysem, özelim yazmaya gerek duyulmadan ezbere bilinmeli, daha o gün gelmeden heyecanıma ortak olunmalıdır yakın dostlarım tarafından. İşte herşeye böyle değer yüklemek hastalığım olduğu için hep soğuk kalmışımdır özel hayatım için ajanda kullanmaya.

İş hayatında not tutmadan çalışamayan ben, özel hayatım için bunu yapmanın mekanik bir şey olduğunu düşünüp herşeyi aklımda tutmaya çalışırken aslında herşeyi unutuyor olduğumu anlamıştım...

Olayın duygusal zafiyet geçiren bünyem tarafından sindirilmesinden hemen sonra bir ajanda programı çalıştırdım bilgisayarımın masaüstünde.

Ve işte o zaman ne kadar büyük haksızlık ettiğimi anladım kendi akılcağzıma
:((

Ajandanın ağustos ayına kadar olan kısmında neredeyse her hafta için en az 6-7 etkinlik işaretlemem gerekmişti. Üstüne doktor randevuları ve rutinleri de ekleyince kıpırdayacak yer bile kalmadı...

Şimdi ne zaman bir davet gelse, plan yapmak durumunda olsam hemen açıp bakıyorum ajandamı müsait miyim o gün diye :)))

Sevgili E. amniyosentez tarihin de sana son kez sorulduktan sonra, itina ile eklendi ajandanın en mütena köşesine koyu renk harflerle, işin komik tarafı yazar yazmaz ezberledim hangi gün olduğunu. Hani sen unutursan sor bana, hemen veriyim cavabını, o kadar eminim yani :))




.............(Görsel alıntıdır)..........

10 yorum:

Aslı dedi ki...

Aslında o duyduğunu unutmak neden biliyor musun?
Çünkü o sırada orada değilsin ve gerçekten dinleyip, aklına not etmiyorsun.

O kadar hızlı ve yoğun yaşıyoruz ki inan ben de aynı duruma düştüüm, fil gibi hafızam vardı oysa.

Neyse mecbur notlar, ajandalar. Bir yandan da kapasitenin üzerine çıkıp, yersiz söz vermeni engelliyor ajanda, iyi gelişme yani :)

aysema dedi ki...

Zaman mı geçiyor, biz mi geçiyoruz tartışılır, ama geçen zaman hepimizden bir şeyler alıp götürüyor.

En iyisini yapmışsınız. Akıl unutuyor, kalem unutmuyor. Hepimize bir tane gerekiyor. Hele yoğun programı olanlar için zorunlu...

Çok güzel bir yazı olmuş. Sevgilerimle...

Sokak Kedisi dedi ki...

Aslıcım çok haklısın, resmen orada olamıyorum. Kafam hep bir sonraki plana yetişmek için organize olma derdinde oluyor çünkü.

Yazılanları geçtim yazılmasa bile yapılacak o kadar çok bekleyen iş oluyor ki toparlayıp düzenlemek öldürüyor beni bu ara :))

Şimdi bile bir yandan yorumları okuyorum, diğer taraftan hazırlanmak için beni bekleyen kamp çantaları, oğlanın yüzme çantası, şarja konacak piller, sulanacak çiçekler, yanıtlanacak mailler v.s. geçit töreni halinde beynimin ortasında :)))

İmdaaaattt :)))

Sokak Kedisi dedi ki...

Sevgili Aysema,
Aslında bir taraftan da tuhaf geliyor bana günlük hayatı yazıp çizip organize etmek ama itiraf etmem gerekir ki gerçekten işim oldukça kolaylaştı :))

Zamana dur demek mümkün değil belki ama sürekli bir şeyleri unutup mahçup olmamak için tedbir alabilmek mümkün en azından :))

Sevgilerimle

denizhaninseyirdefteri dedi ki...

Eski zaman insanlarına göre çok daha fazla bilgi bombardımanı altındaki zavallı zihinlerimizi rahatlatmak adına harika bir şey yapıyorsun. Düşündüm de sokakta yürüme eylemi bile ne denli karışık artık. Düşüncelerinle başbaşa kalma mahremiyetine sahip olmadan bir inat bit şöförün çaldığı korna, bir dükkandan sabahın köründe gelen zurnalı tiz müzikler, önünden geçtiğimiz billboardlar, of içim bayıldı. Tüm bunlardan kopup sakince müzik dinlemek istesen cep telefonun çalar, bir nane şahıs sessizliğine maydanoz olmuştur. Ben de yoğunluktan sıkılmışım demek :)

Bucera dedi ki...

Anacım ne üzüyorsun kendini ben kendimi bildim bileli herşeyi unuturum.
Yine de rekor benim kuzendedir çocuğu doktora götürmek için arabasıyla yola çıkar yarı yolda çocuğu evde unuttuğunu fark eder.
Tüm sülalemiz unutkandır.
Ben ajanda tutmaya başlayalı çok oldu da şöyle bir sorunum var; Çok kötü ve kısaltmalarla yazıyorum bazen yazımı okuyamıyorum bazen ise neyi kısalttığımı unutuyorum.
Gülmeyiniz lütfen bu yukarıdaki olayda benim değil kuzenimin başına gelmiştir.

E dedi ki...

demek yalnız değilim, ciddi üzülmedeydim hafıza konusunda...akıl defteri çok etkili..sevgiler
www.erinck.blogspot.com

Sokak Kedisi dedi ki...

denizhaninseyirdefteri;
Gerçekten herşeyi ne kadar karmaşıklaştırdık değil mi? Hatırlıyorum da eskiden hobilerim vardı şimdi ise pek çok fobim var ve bu durum pek çok arkadaşımın gündeminde :(

Bu arada 2. dişe bir alkış da benden :))) Artık tuttuğunu ısırma, koparma çalışmaları hız kazanır :))

Sevgiler

Sokak Kedisi dedi ki...

Buceracım;
(Nasıl zor okunuyor bu yukarıya yazdığım şey, aman Allah!! :)) )
"Çocuğu evde unutan kuzen" bu konudaki bütün diğer adaylarımı geride bıraktı ve EN ödülümü kazandı, ayakta alkışladım :)))

Bu kısaltma meselesi de pek eğlendirdi beni, hafifledim resmen :))

Sokak Kedisi dedi ki...

E;
Hoşgeldiniz hem Kahvealtı'na hem de Unutkanlar Kulübüne :))

Bu performansla defterleri nereye koyduğumuzu da unutmaya başlamazsak iyi :)

Sevgiler

Free Counter