17 Mayıs 2010 Pazartesi

Konser bu mu?



Dedim ya kendim için hiçbir şey yapmıyorum diye... Ve siz de bunu düzeltmek lazım dediniz hani ya bana :))

İşte buradan yola çıkarak, dostlarımızın da davetine uyarak Manga konserine gitmeye karar verdik...

Kadro nefis! Arkadaşım, eşi, 5,5 yaşındaki kızları, ben, eşim, 5,5 yaşındaki oğlumuz... Çocukları çıkar gruptan en küçük benim!! Ortalamamız 40 yaş seviyesine ancak iniyor :) Elimiz kalkmaz, kolumuz tutmaz, belimiz iki büklüm ama Manga dinleyeceğiz, kararlıyız feci halde :))

Çocukların keyfi olsun diye gittiğimiz hamburger restaurantından çocuk mönü alıp, çöktük ilk bulduğumuz masaya. Miniklerin oyuncaklarla oynarken yemeyi unutuyor olmaları nedeniyle yaklaşık 2 dakikada bir senkronize olarak "Hadi", "Hadii", "Hadiiiiii" diye yıprandıktan sonra konser alanına doğru ilerledik.

Kalabalık. Ve neredeyse bizden başka herkes çok genç :)) Biz elimizde çocukların çantaları, yüreğimizde müzik aşkı ile yerleştik bir yere ama çocuklar göremiyor! Gerçi ne göreceklerini de bilemiyorlar ama olsun, herkes nereye bakıyor ise onlar da oraya bakacaklar illaki! İş babalara düşüyor tabii, minik canavarlar babaların omuzları üstüne alınıyor hemen.

Konser 19 Mayıs coşkusu ve muhteşem bir havai fişek gösterisiyle başlıyor. Hep birlikte 10. Yıl Marşı'nı söylüyor ve Aaaaaa, Nefisssssssss, Vayyyyyyy çığlıkları sıkıştırıyoruz aralara. Muazzam bir güzellik var gökyüzünde ve biz hemen altında, saçlarımıza yansıyan ışık hüzmeleriyle keyfi sarhoşu bir halde gülüyor, eğleniyoruz.

Babalar hala taşıyıcı pozisyonunda tabii...

Minikler milletin başındaki şeytan taçlarını görünce istiyorlar, alıyoruz.
Susadık diyorlar, alıyoruz. Tam kadro emirlerindeyiz...

Havaya girmişler, etrafı izleyip diğer seyircileri taklit ediyorlar. Eller çoktan işaretini bulmuş bile, meloik yapıyorlar ikisi de :)))

Biz anneler zıplıyor, sallanıyor, haykırıyor ve tadını çıkarıyoruz eğlencenin.

Hava güzel, müzik güzel, biz güzeliz :)))

Bir ara küçük sevgilim babasının omzundan bana doğru eğiliyor, bir şey soracak belli. Hemen uzanıyorum ona doğru "Ne oldu annecim?" diyerek. Gözlerini kocaman kocaman açıp, bütün ciddiyetiyle soruyor

"Konser bu mu?"

Deliler gibi güleceğim ama o kadar ciddi bakıyor ki gülemiyor, kahkahamı yutuyor ve "Evet" diyorum, "konser bu!"

Benim evet yanıtımı duyduktan sonra kafasını anladım der gibi iki kere öne eğip dikiliyor gene, ellerini de kaldırıyor tekrar havaya biri yumruk olmuş diğeri şeytan kovalıyor havayı selamlayarak. Bu sahneye bakarken daha fazla kahkahamı tutmaya çalışırsam ölebilirim zira karnım, kasıklarım ağrıyor resmen :)))))

konser başladığından beri daha topu topu bir saat bile olmadı ama bakıyorum babalardan biri ufaktan boyun travması geçiriyor, yalvarıyor omzundaki canavara "iki dakika in, dinlenip alacağım hemen", ufaklık yanıtlıyor "Hayırrrrrr"

Daha fazla kıyamıyoruz babalara, arkadaşımla bakışıp "tamam, konser bitti" diyoruz "bizi oturup ayaklarınızı uzatabileceğiniz sakin bir yere götürün."

Hiç ikiletmiyor, koşarak çıkıyorlar konser alanından.

Evli, çocuklu, yorgun ve mutlu bir geceyi finaline erdirirken kendime eklediklerim var: Ruhumda biraz neşe ve dilimde iki cümle "Bitti rüyaaa"



blog layouts

Ayrıca önümüzdeki günlerde Eurovision 2010 'a ülkem adına katılacak olan MANGA'ya başarılar ve bol şans diliyorum, dilerim yüzümüzü güldürebilirler...

Eurovision 2010 şarkımız : We Could be the Same

You need to install or upgrade Flash Player to view this content, install or upgrade by clicking here.

4 yorum:

Aslı dedi ki...

:)) Tamam sana kendine vakit ayır falan dedik de kocanın boynunu kır demedik be sokağımın kedisi :))
Neyse yine de ilk adım, güzel adım. Arkandayım :))

losstime dedi ki...

eee anladığım kadarı ile konser size ve miniklere güzel gelmiş. babalar her zaman ki gibi btün görev onlarda..:) okudukça aynı benim yaşadıklarım gibi hadi, hadi, hadiiii susadım, sorular zıplamalar :) teşekkür ederim

Sokak Kedisi dedi ki...

Aslıcım vur dedin mi öldüren bünyem akıllara zarar :)))

Bu hafta için öyle yoğun program yapmışım ki peşimizden koşanlar yarı tebessüm yarı küfür kıvamındalar daha şimdiden :))

Sokak Kedisi dedi ki...

Losstime;

Babalar olmasa zor zaten bizim bu canavarlarla insan içine çıkmamız :))))

Çocuk olunca günler birbirinin kopyası gibi geçiyor sanırım, her evde aynı manzaralar :)))

Free Counter