9 Eylül 2009 Çarşamba

Beyaz Eşya'n mı var Derdin var!

Tatile giderken evin beyini evde bırakıyor olmanın bir sonucu olarak dönüşte hırpalanmış bir çok beyaz eşya ile baş başa kaldım. El direk telefona gitti ve nedense her biri başka markalardan alınmış olan bu eşyaların tamirleri için servisleri arandı.


Sonuç son bir haftadır eve servisin biri girer biri çıkar oldu. Beyaz eşya alırken tercihlerimizi biraz da servislerinin kalitesini düşünerek kullanmamız gerektiğini bir kez daha öğrendim. Blog okuyucularına da tecrübe olması açısından işte benim bu haftaki analizlerim:

İlk olarak yeni aldığım Vestel marka derin dondurucu için servisin gelmesini istedim çünkü kapı yönünün değişmesi gerekiyordu. Servis söylenen gün gelmedi. Telefon ile birkaç yetkili aradım ve ertesi gün servis nihayet teşrif etti. Ürünün fişini takıp çalıştırmıştım zaten. Şöyle bir bakıp “Aaaaa bu model için parça yok yanımızda” dediler! Gel de deli olma. 2 Gün boyunca otur adamları bekle evde, nazlana nazlana gelsinler bir de tek çağrılma sebepleri Kapı Yönü Değiştirmek olduğu halde gerekli parçayı getirmemiş olsunlar.

İnanılır gibi değil… Tabii direk birkaç yetkili tarafımdan bizzat fırçalandıktan ve hizmet anlayışları için sorgulandıktan; binlerce özür dilenmesine şahit olunduktan sonra kadere razı olup arkadaşların parça geldiğinde tekrar gelmesine mecburen “Tamam” denir.

Birkaç gün sonra Vestel ile tekrar görüşülür ve geleceklerini söyledikleri gün için diğer eşya servislerine de randevu verilir.

Bahsi geçen gün ilk olarak bozulmuş olan Arçelik marka çamaşır makinesi için aranmış olan servis telefon açar. “Ekip evinize varmak üzere, müsait misiniz?” Diye sorar kibar bir ses telefonda. “Tabii dersin, onları bekliyorum”. Kapı çalınır, selam veren teknik eleman ürünün yerini sorar ve arızayı tespit eder.

Servise götürmeden evde de yapabileceğini ve bedelini ilettikten sonra birkaç gün önceki Vestel servisiyle kıyaslayan ve şokta olan ben sorarım “ Peki ne zaman yapacaksınız?”. Güler teknik görevli ve “ İsterseniz hemen giderebiliriz”. Ben ısrarla “ Ama motor değişecek dediniz, motor var mı ki yanınızda?” derim. Görevli gene güler, “Servis çağırmak için aradığınızda model ve sorunun yaklaşık tarifini sizden bu yüzden istedik. Olabilecek muhtemel arızalar için malzeme ve yedek parçalar yanımızda bulunur her zaman!”

Al sana tokat gibi cevap… Çamaşır makinemin motoru 5 dakikada değişir, temizliği ve bakımı yapılır ve görevli teşekkür ederek evden ayrılır.

Sonra bozulmuş olan aspiratör için” tamire gerek yok, yenisi en iyisi” mantığına bürünmüş olan bizler bu sefer de Bosch ile karşılaşırız aynı mekanda. Önce kapı çalar ürün gelir. Ardından 1 saat sonra da teknik ekip gelir. Aynen alırken söyledikleri gibi… Görevliler galoşlarını giyip içeri girer ve eski modeli söküp yerine yenisini takar, nasıl çalıştığını birkaç saniyede anlatır ve teşekkür edip giderler. Ne ev kirlenir ne de sinir bozulur.

Sonra sıra gelir kombinin yıllık bakımı için çağırılan servise. Baymak görevlisi galoşuyla gelir, girer eve ve son derece titiz bir şekilde açar ön paneli, siler, temizler, ölçümlerini yapar ve genel bilgi verir. Sonra da teşekkür edip gider. Gene her şey yolunda…

Aradan birkaç saat geçer ve Arçelik ile Baymak müşteri hizmetleri tek tek ararlar, “Servisinizden memnun kaldınız mı?” diye bir de bilgi alırlar…

Peki ya Vestel ? Saat akşamın 20:50si oldu hala ortada yoklar!

İşte size birkaç marka hakkında sıcacık tecrübe….

3 yorum:

Evren dedi ki...

vestelin mi var derdin var; bunu bilir bunu söylerim :)

CHAOTIC dedi ki...

Haklısınız. Bence bu biraz da servis çalışanlarıyla ilgili. Onların eğitilmesi ile... Şubeden şubeye de çok farklılık gösteriyorlar(içinde çalışan kişilere göre) ama tabii ki böyle büyük markaların her kollarını ilgiyle takip etmeleri ve sık sık eğitmeleri gerekiyor. Sonuçta bir bütünün parçalarını oluşturuyorlar ve onları temsil ediyorlar.
Geçmiş olsun ;) :)

Sokak Kedisi dedi ki...

Evren, hoşgeldin :) Çok doğru demişsin, aslında Vestel'i başlı başına masaya yatırıp orada bırakmak lazım...

Bu yazının üstüne 2 kere daha randevu verip her ikisinde de gelmemek terbiyesizliğini yaptılar. Dolabı gördükce sinirim bozuluyor desem abartmış da olmam hani :)

Sevgili Chaotic, tatil dönüşü tekrar görüşmek güzel. Eğitim şart :)) Bu adamların misyon ve vizyon sorunu var sanırım, markalarının adının bilinir olması ve üç kuruş aşağı olan fiyatları bile yetiyor satış yapmalarına. Eğer ciddi bir tavsiye almamış olsaydım bu markayı tercih eder miydim o da tartışılır tabii...

Teşekkürler ziyaretleriniz renk kattı bloguma

Free Counter