18 Ağustos 2010 Çarşamba

Christopher Nolan / Inception ( 2010 )



2010 Yazının flaş filmlerinden Inception'ı seyretme fırsatı buldum geçtiğimiz hafta. Salonda tek boş koltuk vardı, o da tam yanımdaki 1 numaraydı :) En önde ayaklarımı uzatarak seyrettiğim bu aksiyon ağırlıklı duygusal bilimkurgu filminden epey keyif almış bir ben olarak ayrıldım.

Benden sadece iki yaş üç gün büyük olan Christopher Nolan filmin hem senaristi hem de yönetmeni. 2000 yapımı "Memento" ve 2006 yapımı "Prestige" ile kalbimi fetheden şahsın bu filmine de tam puan verdiğimi ifade eder etmez detaylara geçmek istiyorum.

.......Yazının sonrasında filme ait detay vereceğim için bilgi edinmek istemeyenler lütfen okumaya devam etmesinler.......

Nolan günümüz dünyasında çokça prim yapmakta olan paralel evren kurgusuna alternatif olarak "Rüya" gerçeğini ele alıp aklına geldiği gibi şekillendirmiş filminde. Hayalgücü ve cesaretin yaratabileceklerinin sınırsızlığı ile tanıştırmış seyirciyi filmin her sahnesinde.

Leonardo Di Caprio'nun Dom Cobb rolü ile başrolüne soyunduğu filmin en büyük diğer sürprizi ise Marion Cotillard olmuş şüphesiz. Bu iki ismi yanyana gördüğümde "Ne alaka yaa ?" diye düşünsem de yönetmenin filmin içinde rüyadan uyanmak için dürtme zamanlayıcı olarak kullandığı Edith Piaf müziği ile yaptığı hoş sürpriz sayesinde ünlü sanatçıyı filme bağlamam kolaylaştı. Ayrıca uyarıcı olarak kullanılan parça "Je Ne Regrette Rien ( Pişman Değilim )" pişmanlıklarıyla yıkılan bir adamın seçimi olarak kullanılarak keyifli bir ironi yaratılmış :) *.

Rüyalarda dolaşarak zihnine girdiği kişilerin bilgilerini çalan Dom Cobb, bu bilgileri hazır müşterilerine satmakla hayatını sürdürmektedir. Gerçek hayat ile Rüyalardan kurduğu dünya arasında sıkışmış ve eşinin tersine o gerçekliği seçerek hayata devam etmek kararı almıştır. Ancak hırsızın bu sona kavuşması ve eşinin ölümü ile oluşan karışıklıktan aklanabilmesi için bir tek iş daha yapması gerekmektedir. Ve bu son işi birinin fikrini çalmak değil, birinin aklına başka bir fikir sokmaktır. Son derece dikkat isteyen bu işte ekibini kuran Cobb bir kaç rüya katmanı arasında kurgulanan bir dünya yaratıp kurbanını bu dünyaya çektiğinde aslında kendi korku ve pişmanlıklarını da bu dünyaya taşıyacağının farkındadır.

Bu son iş bir anlamda geriye dönüş bileti olmakla birlikte Cobb'un kendini affetme savaşının da bir parçası olacaktır. Gerçeğin acı verici tarafı ile rüyanın düş güzelliği arasında kalsa da aslında yapmak istediği tek şey kendine ait olanı yani gerçeği tekrar yaşanır kılabilmektir.

Aksiyonu hiç azalmayan, duygusal ritmini de koruyan film özellikle beyaz perdede seyredilmesi keyif verecek olan görsel bir şöleni insanın dünyasına taşıyor. Mevsimler arasında sert geçişler yaşarken birden bire gerçek ile rüya arasında gel gitler yaşatan yönetmen sert gözükse bile son derece yumuşak ve düşündürücü darbelerle seyirciyi ekrana kilitlemeyi başarmış.

İşte müthiş Edith Piaf performansı ve "Je Ne Regrette Rien"... Dinlemek için tıklayın lütfen...

Filmin IMDb sayfasını buradan takip edebilirsiniz

*Marion Cotillard 2007 yapımı "La Vie En Rose" filminde ünlü sanatçı Edith Piaf'ın hayatını canlandırarak büyük alkış almıştır.



Nolan'ın filminde bu iki ismi tekrar aynı şekilde yanyana kullanması ( Marion'un yüzü ve Edith'in Müziği ile ) ise bana göre sevimli bir saygı duruşu olmuş. Sevdim...

2 yorum:

vaincavalier dedi ki...

İzledim filmi. Hiç fena değil. Lakin abartıldığı kadar sıkı bir film değil. Hatta senaryonun yer yer zayıflayan ve sıkıcı bir akışla devam ettiği bile söylenebilir.


Güzel bir inceleme olmuş. Filmi izlerken Anime Paprika(2006) aklıma geldi. Onun yanından filme bakınca inception biraz hayal kırıklığı gibi duruyor ☺

Sokak Kedisi dedi ki...

Selam Vaincavalier;

Paprika'yı izlemedim, edinir edinmez izleyip ondan sonra yanyana koyarak bakıyım bir de :))

Teşekkürler

Free Counter