20 Mart 2010 Cumartesi

Yeni bir BEN ?


Bir öfkeli ben, bir de kırgın ben var taşımakta zorlandıklarım arasında...

O kadar da farklı ki aslında her iki "ben" de...

Öfkeliyken hissettiklerimi ifade etmek hep çok kolay gelmiştir bana, bu durumda da lafımı sakınmadan konuştuğum, öfkemi net bir şekilde ortaya koyduğum için rahatlıyor ve çabuk tedavi oluyorum sanıyorum. Çünkü unutuveriyorum öfkemi, öfkelenme sebebimi, beni kızdıran kişiyi, kelimeyi, davranışı. Bitiveriyor, sönüveriyor içimde büyüyen alev dışa döküldüğü anda...

Ama "kırgın ben" tam tersi...

Kırılganlığım o kadar derinde saklanıyor ki dışa dökmekte en zorlandığım duygum oluveriyor benim. Çünkü durup dururken çirkinleşmeyeceğine inandığım insanlara güveniyor ve en fazla güvendiklerime büyük kıymet veriyorken kıymet verdiklerimin sıradanlaşmasına dayanamıyorum bile. Çok mu meziyet yüklüyorum omuzlarına acaba diye düşündüğüm haller de olmuyor değil ama malesef öfkede olduğu kadar çabuk soğumuyor ateşim. Hatta aldığım darbenin yeri hep biraz kırmızı kalıyor sanırım ki tekrar gülümsemekte bile oldukca zorlanıyorum.

Ruh halimi çözen dostlardan biri bunun aslında benim en büyük hatalarımdan biri olduğunu söyledi sohbetimiz esnasında. "O kadar uzaklaşıyorsun ki" dedi "seni kırdığını bile farkedemiyor insan. Halbuki ifade etsen, sorgulasan belki daha çabuk kapanacak mesele "

Şaşkınlık duydum tespit karşısında... Düşündüm üstünde üstelik.

Ama sonra şunu farkettim ki mesele benim konuyu kapatmam değil ki. Mesele benim kendimi kötü hissetmeme neden olmayacak kadar incelikli saydığım insanlara yüreğimi ulu orta açmış olmam. Teslimiyetime ihanet edilmiş gibi hissetmişliğimi hangi şekilde ifade edersem edeyim bunun telafisi yok gibi üstelik. Hani şu dostlarınla her sorun yaşamanda tahtaya bir çivi çak diye gelişen hikaye vardır ya işte tam da orada anlattıkları gibi mesele çiviyi benden uzak tutmaya çalışacak insanlara yürek açmakta galiba. (Hikayeyi bilmeyenler olabilir düşüncesiyle yazının sonuna ekliyorum)

Bir başka arkadaşım da " İnsanları çok ciddiye alıyorsun, ne gerek var " diyor öte taraftan. Evet, haklı. Hayatta en ciddiye aldığım şey insanlardır benim. Ama insanlar dahi birbirini ciddiye almayacaksa nasıl bir gelecek bekliyor ki bizleri?

Daha mı basit yaşamalı hayatı diye düşünüyorum şimdilerde. İllaki yüzeysel, bananeci, benci mi olmak lazım kırılmamak için ?

Yoksa gerçekten yeni bir ben mi lazım bana ???






.............(Görsel alıntıdır)..........




Kötü karakterli bir genç varmış.
Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. " arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak" demiş.

Genç, birinci günde tahta perdeye 37 çivi çakmış.
Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış.
Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış.
Babasına gidip söylemiş.
Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş.
Gence "bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi sök" demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış.

Babası ona "aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık hiç eskisi gibi olamayacak" demiş.

16 yorum:

aysema dedi ki...

En çok dostun attığı gül yaralıyor insanı... Haklısın, her şeyden vazgeçilir de insandan vazgeçilmez.

Z K dedi ki...

ne kadar az insan o kadar az sorun kedicim
dur demeyi bileceksin

öküz dedi ki...

şartlar gereği kişiliği/bakışı/beklentileri değiştirmek, karaktersizlik gibi geliyor kulağıma.. ben ısrarla kaçıyorum bu değişimden.. nihayetine zararlı çıksam da, huzurluyum/benim en azından.

absalom dedi ki...

uzun ve derin konu sokak kedisi...

insanlara güvenmek lazım kırgınlıklar yaşasakta diye düşünürüm hep.
ona güvenme buna güvenme nereye kadar.
bu yolu tercih edersek yannız kalırız.
evden çıkma kimseyle görüşme kırılmazsın o zaman.
düz mantık.

lakin kimle neyi ne kadar paylaşacağını ne kadar güveneceğini seçmek anahtar nokta.

sorunun cevabını da vermişsin aslında....
çok meziyet yüklüyorsun insanlara.
halbuki onlar da...
hepimiz gibi...
hataları sıradanlıkları olan...
kusurlu egolu tipler.
bazen bilge.
bazen banal.
bazen çelişkili.
bazen tutarlı.
bazen mutlu.
bazen bunalımda tipler.

normal bir insanın olması gerektiği gibi.

bunu biliorsun eminim...
lakin bilmek önemli değildir.
bunu kabullendiğin ve bununla yaşamayı öğrendiğin zaman.
daha mutlu bir sokak kedisi olacaksın.

söz veriyorum :)))

şahane bi pazar olsun o zamanda.

:)))

bucera dedi ki...

İnsanlardan vaz geçme sokak kedisi, canın yanacaktır biliyorum ama yine de kazançlarımızın kayıplardan fazla olduğuna inanlardanım.....

Sokak Kedisi dedi ki...

Aysema;
Sevgili öğretmenim insandan vazgeçtiğimiz gün ümidimizi de terk etmek zorundayız diye düşünüyorum... Ne zor...

Sokak Kedisi dedi ki...

Z K,
Sınırlayarak yaşamak bana göre mi sence ?
Bak gerçekten bunun cevabını merak etmekteyim, hatta mail'e alayım bi zahmet...

Sokak Kedisi dedi ki...

Öküz;
Öküzcüm sen doğrusun. Ucunda menfaat gibi çıkarlara hizmet edecek bir sonuca gitme derdi varsa mide bulandırıcıdır değişmek.

Bahsettiğim değişim sadece duygusal yıkıntıların altında kalmaktan kurtulabilmek, daha az üzüntüyle daha sağlıklı kalabilmek adına yapılabilecek şeyler zaten.

Kızgın ütüyü eller misin her defasında yanacağını bile bile ? Tecrübelerden yola çıkıp büyütmek lazım içimizdeki çocuğu ama bendeki çocuk büyümemekte direniyor ısrarla. Kabuk tuta tuta nasırlaşıyorum sanırım...

Sokak Kedisi dedi ki...

Absalom;
Yazdım verdiğin sözü bir kenara, ona göre :))))

Ben çok büyük beklentileri olan bir tip gibi görülmemişimdir umarım. Yok öyle bir sıkıntım, olduğu kadar kabul ederim insanları, her halleriyle. Değişsinler diye uğraşmam.

Ama bazen küçücük, minnacık anlar geliverir ve şaşırırsın gördüğün yüzeyselliğe. Çünkü bilirsin ki bu yüzeysellik yakışmamaktadır senin gösterdiğin özene.

Durursun bir an, şaşırırsın önce. Sonra seyrine devam eder an ve dersin ki "Değer mi bu kadar ciddiye almaya?"

İşte öyle bir andı mesele, değer mi değmez mi derken baktım bunlar düşmüş ekrana :)))


( Şahane bir pazardı gerçekten bu arada, artık ne zaman dilek tutacak olsam dayanırım kapına " bana şunu da dile Absalom, bunu da dile Absalom nolurr" diye :))))) )

Sokak Kedisi dedi ki...

Bucera;
Canım Blog kardeşimm :))

Kazançlarımı görmüyorum bile, kaybettiklerime üzülüyorum sadece. Sevgiden gidiyor çünkü kayıplar hep. Üstelik bazen üç yanlış bir doğruyu da götürüyor ne yazık ki.

Ama inan ki vazgeçmiyorum...

Evren dedi ki...

hiçbirşey eskisi gibi olmayacak aslında sokak kedisi, öğrendik ve geçmişte on a bir yer verdik, şimdi geleceğe açmak gerek kapıyı, aynısı olacak diye değil, aynısı olabilir diye biraz daha tedbirli belki ama asla korkarak değil...
sevgiler...

Sokak Kedisi dedi ki...

Evren;
Su bulandıktan sonra durulması biraz zaman alıyor, zaman ise en büyük tereddütüm olunca kapıyı aralık bırakmam bile cesaret demek aslında Evren :)

Hal böyleyken de kimseye anahtar vermemek en doğru olan gibi gözüküyor sanki :))

bilge dedi ki...

sanki beni anlatmışsın yazında o kadar kırılganımki bazen sinirleniyorum kızıyorum sonra puf diye sönüyor ama o kırgınlıklarım beynimin bir kıvrımında kalıyor bazen çıkıyor ortaya ..sevgiler...

Sokak Kedisi dedi ki...

Bilge;
Sevgili Bilge aynen dediğin gibi; kızgınlığın yok olması kolay ama kırgınlığı tamir etmek bir ömür sürüyor bazen :((

Ozgeee dedi ki...

Sevgili Sokak Kedisi,
Aslında "anlayana" tabi "beni kırdın" demek de çok çok güzel. Ben yıllarca kızdım, kırıldım. Şimdi şimdi kıymet verdiklerime, "dur bi bak yüzüme, beni kırdın" diyorum. İnanır mısın tahtamdaki delikler tamir olmaya, bu dostlararası kazalar daha az yaşanmaya başladı:)Değmeyene ise içimden iki homurdanıp, unutuyorum :)
Sevgiler,

Sokak Kedisi dedi ki...

Ozgeee;
Ben biraz tuhafım sanırım, istemeyi de beceremem kolay kolay :)) Yani bir detay, bir güzellik ancak ben talep ettim diye ekleniyor ise hayatıma pek de umursamam, bu kırıldığımı ifade etmek de öyle bir tad bırakıyor üstümde.

Ben ikaz etmesem de kıymetlilerim tarafından bilinmeli kırılma noktam diye kırılıyorum en çok, diyorum ya tuhaflık bende diye :))

İşin en güzeli isteklerimizi, duygularımızı açık ve net olarak ifade edebilmekte aslında, çok haklısın. Benim buna biraz daha çalışmam şart :)

Free Counter